Velayet

Velayet hakkı, anne babanın küçüklerin veya bazı durumlarda kısıtlıların bakımı ve korunmasını sağlamak için onların üzerinde sahip oldukları görev, yetki ve hakların bütününü ifade eder. Velayet, kamu düzenine ilişkin görülmektedir. Velayette ana ile babanın istek ve beyanlarından ziyade çocuğun menfaatlerinin dikkate alınması zorunludur. Velayet, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme hükümleri ile de ana baba yararına değil çocuk yararına bir hak olarak kabul edilmiştir. Günümüzde velayete ilişkin aile mahkemelerinde çok sayıda uyuşmazlık olup çocuklar göz önüne alındığında ince eleyip sık dokunması gereken bir hak olarak velayet hakkı karşımıza çıkmaktadır.

Kimler velayete tabi, velayet hakkına kim sahiptir gibi soruları açıklarken velayet ilişkisinde iki tarafın söz konusu olduğunu ilk olarak söylemeliyiz. Bunlar ebeveyn ve çocuklardır. Velayeti bu sebeple madalyonun iki yüzü olarak iki yönlü görebiliriz. Kimler velayete tabidir sorusunu cevaplayacak olursak ergin olmayan çocuk, anne ve babasının velayeti altındadır. Hakim vasi atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da anne ve babanın velayeti altında kalırlar. Velayetin böyle çocuklar için daha koruyucu olduğu düşünülmüştür. Velayet hakkına sahip olanlar ise evlilik devam ettiği sürece anne ve baba velayet hakkını birlikte kullandıkları için onlar sahiptir. Velayet maddi olarak bölünemez. Çocuğun anne ve babası çocuğun doğumu anında evli ise doğumla velayet hakkı kurulmuş olur. Ayrılmışlarsa hakim, velayeti eşlerden birine verebilir. Velayet, anne ve babadan birinin ölümü halinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir. Yasal sebepler olmadıkça velayet hakkından feragat edilmesi ve velayetin başkasına devredilmesi mümkün değildir. Örneğin komşunuza şehir dışında olduğunuz için velayet hakkını devredemezsiniz.

Anne ve baba evli değilse velayet anneye aittir. Ancak bu durum velayette her zaman geçerli değildir. Şöyle ki anne küçük, kısıtlı veya ölmüş ya da velayet kendisinden alınmışsa hakim, çocuğun menfaatine göre, vasi atar veya velayeti babaya verir. Anne ve baba evli değilse velayet annede de değilse doğrudan babaya velayetin verilmesi ilk akla gelecek şey olsa da her zaman durum bunu gerektirmeyebilir. Velayetin çocuğun menfaatine bakarak babaya ait olmamasına da karar verilebilir. Bu konuda ‘’Evlilik Dışı Doğan Çocuğun Velayeti ve Soyadı’’ makalemize bakabilirsiniz.

Üvey çocuklar üzerinde velayet hakkından tam olarak söz edilmese de Medeni Kanun eşlere velayetin kapsamında yer alan bazı yükümlülükleri yerine getirmesini de belirtmiştir. İlk olarak eşler, ergin olmayan üvey çocuklarına da özen ve ilgi göstermekle yükümlüdür. Diğer eş, kendi çocuğu üzerinde velayeti kullanan eşe uygun yardımcı olmalıdır, diğer eş gerekli durumlarda çocuğun ihtiyaçları için onu temsil eder. Örneğin, bir veli toplantısına üvey çocuğu için katılabilir. Okul kayıtları için eşler üvey çocuklarını temsil edebilir. Burada velayete benzer bir durum söz konusu olmakla birlikte tam olarak üvey çocuklar üzerinde velayet hakkı vardır diyemiyoruz.

Boşanan eşler yeniden evlenirse velayet hakkı kendiliğinden anne ve babaya birlikte ait olur. Boşanma sonucu velayet bir tarafa verilmiş olabilir hatta diğer tarafın boşanma davasında kusuru da tespit edilmiş olabilir. Medeni Kanun burada yeniden evlenmeyi göze almış bir çiftin velayet konusunda da anlaşabileceğini varsayarak böyle bir düzenlemeye yer vermiştir.

Boşandıktan sonra çocuğa vasi tayin edilmişse yani velayet anne ve babadan birine bırakılmamışsa vesayet kararı kaldırılmazsa anne ve baba velayet hakkına sahip olamazlar. Bu halde velayeti geri alabilmek için vesayet kararının kaldırılması yoluna gidilmelidir. Vesayet kararının kaldırılması da başka bir prosedürü gerektiğinden çocuğunun velayetine yeniden kavuşmak isteyen anne ve babalar bu yola başvurmadan velayeti elde edemezler.

Velayet hakkı doğumdan önce de kaldırılabilir. Medeni Kanun buna imkan vermişti. Örneğin, annenin ve babanın ciddi bir sorumsuzluğu bulunuyorsa ve bu durum ispat edilebiliyorsa velayetin kaldırılması gündeme gelebilir. Kötü yaşam tarzı süren anne ve babaya çocuk emanet etmek kamu düzeniyle bağdaşabilecek bir durum değildir.

Velayet Davası Nasıl Açılır?

Velayet davası mahkemenin velayeti verdiği kişinin değiştirilmesi için haklı gerekçeler varsa açılabilir. Dava Aile Mahkemesine açılmalıdır. Velayetin değiştirilmesi istemi kanunda ‘’çekişmesiz yargı” işi olarak düzenlendiği için olağan dava usullerine göre farklılıklar olacağından bu davayı açmak için muhakkak avukatınıza danışmanız sürecin sağlıklı ilerlemesi için önemlidir. ‘’Velayet Davası Nasıl Açılır?’’ makalemiz bu konuyu ayrıntılı açıklamaktadır.

Velayet Hakkının Kapsamı

Velayet hakkının kapsamını Yargıtay’ın da değindiği üzere şöyle açıklayabiliriz. Ana ve babanın çocukların kişiliklerine ilişkin hak ve ödevleri, özellikle çocukların şahıslarına bakmak, onları görüp gözetmek, geçimlerini sağlamak, yetiştirilmelerini ve eğitimlerini gerçekleştirmektir. Bu bağlamda sağlayacağı eğitim ile istenilen ölçüde dürüst, kötü alışkanlıklardan uzak, iyi ahlak sahibi, çalışkan ve bilgili bir insan olarak yetiştirmek hak ve yükümlülüğü bulunmaktadır.

Velayet Hakkının kapsamını Medeni Kanun ve yargı kararlarına göre aşağıdaki gibi listeleyebiliriz:

  • Velayetindeki çocuğun eğitimi ve bakımı hakkında karar alma
  • Velayetindeki çocuğun adını koyma
  • Velayetindeki çocuğunu eğitebilme
  • Velayetindeki çocuğun dini eğitimini belirleme hakkı
  • Velayetindeki çocuğu temsil etme
  • Velayet altındaki çocuğun işlemlerinden sorumlu olabilme
  • Çocuğun korunması hakkında önlem alabilme

Bu konuda ‘’Velayeti Alan Kişinin Hakları’’ adlı makalemizi de inceleyebilirsiniz.

Velayet Hakkı Kullanılırken Çocuk Dinlenir Mi?

Velayet hakkı kullanılırken çocuğun dinlenilmesi velayetin iki yönlü olmasının doğal sonucudur. Anne ve baba, olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanımalıdır. Önemli konularda olabildiğince çocuğun düşüncesini göz önünde tutmalıdırlar. Örneğin okul ortamı hakkında çocuklar velayet hakkı kullanılırken dinlenilmelidir. Çocuğun da anne ve babanın sözünü dinleme yükümlülüğü vardır.

Velayet hakkına sahip kişi çocuğun menfaatine aykırı karar verirse Medeni Kanunun ilgili bölümü gereği koruma önlemlerinin alınması için başvuruda bulunulabilir. Velayetin kazanılıp kaybedilmesinde çocuğun menfaati ve velayet kapsamında alınacak koruma önlemleri önemlidir. Bunun ötesinde velayet hakkına sahip kişi çocuğun menfaatine aykırı karar verirse velayeti kaybetme riskiyle de karşılaşabilir. Böyle bir durumda velayeti kazanmak isteyen karşı tarafın harekete geçmesi gerekir.

Velayet hakkına sahip anne ve babanın rızası dışında çocuk, evi terk edemez. Kanuni sebepler olmadan çocuk onlardan ayrılamaz. Bu durumun temel mantığı velayet hakkına sahip anne ve babanın çocuğu koruma yükümlülüğü olduğu için bu yükümlülük kapsamında anne ve babanın velayetin kapsamında çocuk hakkında en doğru kararı verecek olduğunun düşünülmesidir.

Velayet hakkı yasal temsil hakkını da aynı zamanda velayete sahip anne veya babaya tanımıştır. Anne ve baba, velayetlerinin çizdiği ölçüde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisidirler. İyiniyetli üçüncü kişiler, eşlerden her birinin diğerinin rızasıyla işlem yaptığını varsayabilirler. Örneğin, okulda çocuğun öğretmeni sınıf toplantısında annenin düşüncesinin velayete sahip babanınkiyle aynı olduğunu varsayabilir. Böyle bir durumda eğer babanın düşüncesi anneninkiyle aynı değilse ve okuldaki öğretmen ve anne kötüniyetliyse  baba bu durumu ispat ederek işlemi iptal ettirebilir ancak zor bir ispat süreci olacağından avukatla birlikte bu sürecin yürütülmesi yararlı olacaktır.

Çocuk ile anne ve baba arasında hukuki işlem yapılabilir ancak belli şartları yerine getirmek gerekir. Velayet hakkıyla çok da alakalı bir konu olmamakla birlikte çocuk ile anne veya baba arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılacak bir hukuki işlemle çocuğun borç altına girebilmesi için bir kayyımın katılması ve hakimin bu durumu onaylaması lazımdır. Velayet hakkı başlı başına yeterli değildir.

‘’…4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca velayet, çocukların bakım, eğitim, öğretim ve korunması ile temsil görevlerini kapsar.

Velayet, aynı zamanda ana babanın velayeti altındaki çocukların kişiliklerine ve mallarına ilişkin hakları, ödevleri, yetkileri ve yükümlülükleri de içerir.

Ana ve babanın çocukların kişiliklerine ilişkin hak ve ödevleri, özellikle çocukların şahıslarına bakmak, onları görüp gözetmek, geçimlerini sağlamak, yetiştirilmelerini ve eğitimlerini gerçekleştirmektir. Bu bağlamda sağlayacağı eğitim ile istenilen ölçüde dürüst, kötü alışkanlıklardan uzak, iyi ahlak sahibi, çalışkan ve bilgili bir insan olarak yetiştirmek hak ve yükümlülüğü bulunmaktadır.

Öte yandan, ayrılık ve boşanma durumunda velayetin düzenlenmesindeki amaç, küçüğün ileriye dönük yararlarıdır. Eş söyleyişle, velayetin düzenlenmesinde asıl olan, küçüğün yararını korumak ve geleceğini güvence altına almaktır.

Velayet, kamu düzenine ilişkin olup bu hususta ana ile babanın istek ve beyanlarından ziyade çocuğun menfaatlerinin dikkate alınması zorunludur.

Belirtilmelidir ki, velayetin kaldırılması ve değiştirilmesi şartları gerçekleşmedikçe, ana ve babanın velayet görevlerine müdahale olunamaz.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.04.1992 gün ve 1992/2-140 E. 1992/248 K. ile Hukuk Genel Kurulunun 22.01.2014 gün ve 2013/2-2085 E. 2014/30 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, boşanma ile düzenlenen velayetin değiştirilebilmesi için velayet kendisine verilen tarafın ya da velayete konu çocuğun durumunda boşanma hükmünden sonra esaslı değişikliklerin olması şart olup, ayrıca esaslı değişikliğin önemli ve sürekli olması da gerekmektedir.

4721 sayılı TMK’nun konuya ilişkin 324. maddesi; “Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür. Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarını birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklerine aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddi olarak ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa, kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir.” düzenlemesini içermektedir.

Buna göre velayetin düzenlenmesinde asıl olan, küçüğün yararını korumak ve geleceğini güvence altına almak olduğundan, çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimini engelleyen ve süreklilik arz edeceği anlaşılan her olay, tehlikenin büyüklüğü, doğuracağı onarılması güç sonuçlar değerlendirilerek sonuca varılmalı; velayetin belirlenmesi ve düzenlenmesinde öncelikle çocuğun yararı göz önünde tutulmalıdır.

Bu kapsamda, çocuğun cinsiyeti, doğum tarihi, eğitim durumu, kimin yanında okumakta olduğu, talepte bulunanın çocuğun eğitim durumu ile ilgilenip ilgilenmediği, sağlığı, sağlık durumuna göre tedavi olanaklarının kimin tarafından sağlanabileceği gibi özel durumuna ilişkin hususlar göz önünde tutulmalıdır.

Velayetin belirlenmesi ve düzenlenmesinde ana babadan kaynaklanan özelliklerin de dikkate alınması kaçınılmazdır. Bu nedenle, mahkemece çocuğu başkasına bırakma, ihmal etme, kaçırma, iradi olarak terk etme, yönlendirme hususları ile tarafın velayet talebinin olup olmaması, şiddet uygulaması, sadakatsizliği, ekonomik durumu, mesleği, yaşadığı ortam, kötü davranışı, alkol bağımlılığı, sağlığı, dengesiz davranışları dikkate alınmalıdır…’’
(YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2013/2-1926 K. 2015/1139 T. 1.4.2015)

Velayet Hakkı Anne ve Babadan Alınabilir Mi?

Velayet hakkı anne ve babanın ikisinden de alınabilir. Velayetin düzenlenmesinde, küçüğün yararını korumak ve geleceğini güvence altına almak önemli olduğundan, çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimini engelleyen ve süreklilik arz edeceği anlaşılan her olay, tehlikenin büyüklüğü, doğuracağı onarılması güç sonuçlar değerlendirilerek sonuca varılır ve gerekli koşulları varsa velayet hakkı anne ve babadan da alınabilir. Ancak yasal sebep olmadıkça velayet anne ve babadan alınamaz. Yasal sebeplere aşağıda değineceğiz.

Velayetin Kaldırılması

Velayetin kaldırılmasında öncelikle belirtmeliyiz ki velayetin kaldırılması ve değiştirilmesi şartları gerçekleşmedikçe, ana ve babanın velayet görevlerine müdahalede bulunulamaz. Velayet, anne babaya bırakılan denetimsiz bir hak olmaktan modern kanunlarla çıkarılmış, kamusal niteliği olan bir hak olduğundan bu hakkın kullanımı denetlenmektedir. Velayetin kötüye kullanılması halinde çocuğu korumak üzere alınabilecek bu anlamda son çare ise velayetin kaldırılmasıdır. Çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa, hakim kanunda sayılan hallerde velayetin kaldırılmasına karar verebilir.

Velayetin kaldırılması aşağıdaki hallerde mümkündür:

  • Velayete sahip anne ve babanın deneyimsizliği
  • Anne ve babanın hastalığının velayete olumsuz etkisi
  • Anne ve babanın başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi hallerinde
  • Anne ve babanın çocuğa velayet hakkı kapsamında yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması

Bu konuyu daha ayrıntılı incelediğimiz ‘’Velayetin Kaldırılması’’ makalemize de bakabilirsiniz.

Velayet kaldırılsa bile anne ve babanın yükümlülükleri var olmaya devam etmektedir. Velayetin kaldırılması halinde anne ve babanın çocuklarının bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülükleri devam eder. Anne ve baba ile çocuğun ödeme gücü yoksa bu giderler devletçe de karşılanabilir. Ödeme gücü olup da ödeme yapılmazsa başka bir hukuki süreç başlatılıp ilgili mevla karşı taraftan alınabilir. Velayet kendisinde olmayan eşin de çocuğun masraflarına katılımı gerekmektedir. Bu konuda ‘’İştirak Nafakası’’ başlıklı makalemize bakabilirsiniz.

Velayet Hem Anneden Hem Babadan Alınırsa Ne Olur?

Velayet hem anneden hem babadan alınırsa çocuğa bir vasi atanır. Hakimin vereceği bu karar eşlerin diğer çocuklarını ve ileride doğabilecek çocukları üzerinde de velayet hakkına sahip olmasını engeller. Ancak hakimden aksi yönde bir karar alabilmek de mümkündür. Bu duruma düşmemek için muhakkak avukatla bu velayet süreci yürütülmelidir.

Boşanma Davasında Çocuğun Velayetine Nasıl Karar Verilir?

Boşanma davasında çocuğun velayetine karar verilirken amaç, küçüğün ileriye dönük yararlarıdır. Yani, velayetin düzenlenmesinde aslolan, küçüğün yararını korumak ve geleceğini güvence altına almaktır. Evlilik devam ederken anne ve baba tarafından kullanılan velayet, boşanma sonucunda hakim tarafından anne ve babadan birisine verilir. Boşanma davasında çocuğun velayetine karar verilirken çocuğun cinsiyeti, doğum tarihi, eğitim durumu, kimin yanında okumakta olduğu, talepte bulunanın çocuğun eğitim durumu ile ilgilenip ilgilenmediği, sağlığı, sağlık durumuna göre tedavi olanaklarının kimin tarafından sağlanabileceği gibi özel durumuna ilişkin hususlar da göz önünde tutulur. Hakimin bu konuda geniş bir takdir yetkisi vardır. Tarafın iyi bir hukuki yardımla bu süreci yürütmesi velayeti alma konusunda yararlı olacaktır. Bu konuda detaylı bilgi alabilmek için ‘’Boşanmada Çocuğun Velayeti Kime Verilir’’ başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.

Velayetin Alınmasında Eşlerin Mali Durumu Ya da Boşanmadaki Kusurları Dikkate Alınır Mı?

Velayetin alınmasında eşlerin mali durumu ya da boşanmadaki kusurları da dikkate alınır. Velayetin alınmasında, çocuğun kimin yanında olursa daha iyi yetişmesi dikkate alındığından annenin veya babanın mali durumunun ya da kusurunun hakimin takdirinde önemi olsa da başlı başına belirleyici bir unsur olmamakla birlikte hâlâ maddi durumu kötü olan ya da kusurlu eşin de velayeti alma şansı vardır. Mali durumu iyi olmayan ya da boşanmada kusuru olan taraf da ümitsizliğe kapılmayıp karşı tarafın şartlarının çocuk için daha kötü olduğunu ispatlayarak velayeti alma ihtimali vardır.

Boşanma Kararından Sonra Doğan Çocuğun Velayeti

Boşanma kararından sonra doğan çocuğun velayetinin ne olacağı konusunda çeşitli ihtimallere göre bir değerlendirme yapmamız gerekiyor. Boşanma kararından sonra bir çocuğun doğması halinde çocuğun babasının kim olduğuna dair bir şüphe yoksa bu çocuğun velayetinin kimde olacağına dair ayrı bir dava açılması gerekir. Ancak boşanmadan sonra doğan çocuğun velayeti hakkında bir uyuşmazlık çıkmadan çocuğun kime ait olduğuna dair bir uyuşmazlık varsa soybağına ilişkin ayrı bir davanın açılması gerekecektir. Velayetten bağımsız olarak bu konuda da büromuza danışabilirsiniz.

Velayeti kendisine bırakılan anne veya baba ölürse velayet kendiliğinden diğer eşe geçmez yine hakimin kararı gerekir. Velayetle ilgili bu soruyu anne baba evliyken birinin ölmesiyle karıştırmamak lazım çünkü anne baba evliyken biri ölürse çocuğun velayeti diğerine kalır. Arada geçen süreçte çocuğa ne olacağına hakim karar verebilir. Bu konuda daha detaylı olarak ‘’Anne Veya Babası Ölen Çocuğun Velayeti‘’ adlı makalemize de bakabilirsiniz.

Kendisine velayet verilmeyen tarafın çocukla ilişkisini hakim boşanmaya karar verirken belirtir. Anne ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir. Kendisine velayet verilmeyen tarafa çocuğun gösterilmemesi haklı bir sebep yoksa ileride velayetin kaybedilmesine bile sebep olabilir. Unutmamalıyız ki çocuk anne veya babasıyla görüşmeden kendi gelişimini tamamlamada yarım kalabilir. Velayeti babada olan çocuğun anneye gösterilmemesi de bu bakış açısıyla değerlendirilmelidir. Anne ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, kaçınmakla yükümlüdür. Bu sebeple hakim çocuğun anne tarafından görülmesini uygun bulmuşsa velayete sahip baba çocuğu anneye göstermelidir.

Velayete sahip olmayan tarafın çocukla kişisel ilişkisi hakim aksine bir karar vermedikçe engellenemez. Anne ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlü olduğu için kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya anne ve baba bu haklarını öngörülen yükümlülüklerine aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddi olarak ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa, kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir. Böyle bir durumla karşılaşan velayete sahip olmayan anne veya babanın bir an önce hukuki süreci başlatması onun ileride velayet konusunda hakimin takdirini etkileyebilmesi açısından yararlı olacaktır.

Anne evlenirse velayet kendiliğinden babaya verilmez. Yeniden evlenmenin velayete doğrudan bir etkisi yoktur. Velayete sahip anne veya babanın sonradan yine evlenmesi kendiliğinden velayetin değişmesi sonucunu doğurmaz. Bu durumda dolaylı olarak çocuğun menfaati zedeleniyorsa ancak velayetin değiştirilmesi davası açılabilir.

Zina yapan anneye velayet verilir mi sorusuyla karşılaştığımızda annenin zina yapması tek başına velayeti kaybetmesi sebebi değildir denilmektedir. Hakim çocuk için velayetin kimde olacağına karar verirken başka kriterlere göre de değerlendirme yapar. Mahkemece çocuğu ihmal etme, terk etme, çocuğa şiddet uygulanması, mesleği, yaşadığı ortam, alkol bağımlılığı, sağlığı, dengesiz davranışları da dikkate alınır. Örneğin, Yargıtay’ın eski bir kararında değindiği gibi annenin zina yaptığının ispat edilmesi halinde bile çocukların yaşı dikkate alınarak velayet anneye verilebilir. Sadece anne açısından değil eşler açısından da aldatmada çocuğun velayetinin kime verileceği de aynı değerlendirmelere tâbi olacaktır.

Çocuğun velayeti hangi durumlarda anneye verilmez, hangi durumlarda anneden alınır diye sorduğumuzda sınırlı sayıda durum saymak mümkün olmayıp her olay açısından çocuğun çıkarına bakarak bir değerlendirme yapmak gerekir. Velayete dair kararlar kesin hüküm oluşturmadığından değişen koşullara göre velayetin değiştirilmesi de çocuğun velayetinin anneden alınması da mümkündür. Bu sorunun cevabında velayetin kaldırılmasına ilişkin sebepler kapsamında bir değerlendirmede bulunabiliriz. Hakimi, velayet annede olursa çocuğun menfaatine olmayacağına dair somut delillerle ikna etmek gerekecektir.

Velayeti annede olan çocuğun babanın onayı olmaksızın şehir dışına çıkışı da belirli şartlarda mümkündür. Velayet hakkına sahip annenin velayet hakkı kapsamında çocuğun eğitimi ve korunması hakkında karar alabilme imkanı mevcuttur. Çocuğu hakkında şehir dışına çıkma konusunda bir sakınca görmeyen bir annenin bu konuda babanın onayını alması gerekmeyebilir. Ancak babanın, çocuğun şehir dışına çıkışı çocuğun menfaatlerine aykırı önemli bir sebep olarak görmesi halinde velayeti alması düşünülebilir.

Velayetin Değiştirilmesi Ve Çocuğun Velayetinin Alınması

Velayetin değiştirilmesi ve çocuğun velayetinin alınması için velayet kendisine verilen tarafın ya da velayete konu çocuğun durumunda boşanma hükmünden sonra esaslı değişikliklerin olması şart olup, ayrıca esaslı değişikliğin önemli ve sürekli olması da gerekmektedir. Sadece tek seferlik kalıcı olmayan değişikliklerde velayetin değiştirilmesi mümkün görünmemektedir.  Velayet hakkını alan anne veya babanın durumu sonradan değişirse veya çeşitli sebeplerle velayete sahip tarafın durumu velayete sahip olmamasını gerektirirse bunun üzerine dava açılarak velayetin değiştirilmesi sağlanabilir. Bu dava yoluyla çocuğun velayeti alınabilir. Bu konuda daha detaylı bilgi için ‘’Çocuğun Velayeti Nasıl Alınır’’ makalemize bakabilirsiniz.

Velayet Davası Ne Kadar Sürer?

Velayet davası ne kadar sürer diye sorulduğunda elbette ki velayet davasının ne kadar süreceği kesin olarak ifade edilemez. Davanın açıldığı mahkeme, bu mahkemenin yoğunluğu, deliller ve tanıkların dinlenmesi dava sürecine etki eder. Velayet davasının ne kadar süreceğini tahmin etmek olayları incelediğimizde mümkün olsa da her olay için farklı süreyle karşılaşılabilir ve net bir süre belirlemek güçtür.

Ortak Velayet Mümkün Müdür?

Ortak velayet son yıllarda sıkça karşılaşılan gündemin ve medyanın popüler konularından biri olup çocuğun yararına olduğu hallerde velayetin anne ve babaya ortak verilmesi de mümkündür. Bu yeni anlayış Yargıtayca da savunulmaya başlanmıştır. Bu konuda ‘’Ortak Velayet’’ makalemize de bakabiliriz.

Velayet Davası Sosyal İnceleme Raporu Nedir?

Velayet davası sosyal inceleme raporu; psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı niteliğindeki uzman veya uzmanlardan çocuğun anne ve baba yanındaki barınma ve yaşama koşullarını da değerlendirir içerikteki rapora denmektedir. Bu raporun çocuğun velayetinin alınmasında rolü büyüktür. Bu rapora bakılarak velayeti alınmak istenen çocuğun yaşam koşulları hakkında bir fikir edinilebilir.

2 YORUMLAR

  1. Velayeti altındaki üç çocuktan biri benimle okuyor diğeri onunla birlikte yaşı küçük olan bir çocuğu bulunduğu şehrin dışındaki annesine bırakıp ona baktırıyorsa haber vermeksizin gönderdiyse görmeye gidilemeyecek bir yerde ise ne gibi uygulamalar yaptırabilirim

    • Merhaba, bu gibi durumlarda mahkemeye başvurarak durumun şartlarının değiştirilmesini talep edebilirsiniz. Mahkeme bunu dikkate alarak öncelikle çocuk daha sonra ebeveynlerin menfaatleri doğrultusunda karar verecektir.

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz