Terk suçu TCK 97

Terk suçu TCK 97’de düzenlenen ve Koruma, Gözetim, Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün İhlâli başlığı altında ele alınan konudur. Bu maddeye göre, yaşı ve hastalığı sebebiyle kendini idare edemeyecek olan kimselere bakmakla yükümlü olanlar bu kimseyi terk ederlerse TCK 97 uyarınca ceza alacaklardır. Terk sonucu yaşı ve hastalığı sebebiyle kendini idare edemeyecek olan kişi (Çocuk, Engelli çocuk veya anne-baba, yaşı ilerlemiş veya hasta anne-baba) terk nedeniyle bir hastalığa kapılırsa, hastalığı ilerler veya ölürse burada terk eden kişiye verilecek olan ceza ağırlaştırılmış hallere göre belirlenecektir.

Terk Suçunun Oluşumu

Terk suçunun oluşumu için öncelikle terk edilen kimselerin durumuna bakılır. Terk suçunun oluşması için terk edilen kimselerin yaşı veya hastalığı sebebiyle kendilerine bakamayacak durumda olmaları gerekmektedir. Örnekle açıklayacak olursak annenin bebeğini sokağa bırakması halinde TCK 97 devreye girecek ve terk suçu oluşacaktır. Klasik örnek olan bebeğin cami avlusuna bırakılması da TCK 97’de belirtilen terk suçunun oluşmasına neden olacaktır. Terk suçu icrai gerçekleşebileceği gibi ihmali şekilde de gerçekleşebilecek bir suç tipidir. Örneğin bakıma muhtaç, hasta anne babasına bakan kimselerin bu durumu bilmelerine rağmen önlem almaksızın tatile çıkmaları halinde TCK 97’de belirtilen terk suçu işlenmiş olacaktır.

Yine tatil örneği üzerinden gidersek anne babanın çocuklarını (kendine bakamayacak durumda küçük olan çocuk) evde bırakarak tatile gitmeleri halinde terk suçu oluşmuş olacaktır. Terk suçunun (TCK 97) failleri, bakıma muhtaç çocukların, anne-babanın veya bakıcısı olduğun kimse için gözetim ve koruma yükümlülüğü olan kimselerdir. Terk suçunun (TCK 97) oluşması için netice bakımından en az taksir oluşmuş olması gerekir. TCK 97/2 açısından ise terk olgusu halinde, meydana gelen netice açısından failin çoğu zaman muhtemel kastla hareket ettiğini göz önünde bulundurmak gerekir.

Çocuğunu Terk Eden Anne – Baba

Çocuğunu terk eden anne – babanın terk suçunu oluşturuyor olmaları için öncelikli olarak çocuklarının bakıma muhtaç derecede küçük olması veya engelli olup sürekli olarak bakıma muhtaç olmaları gerekmektedir. Çocuğunu terk eden anne babanın terk suçunu (TCK 97) işlemeleri için burada çocuğu bir başkasına bırakmak suçu oluşuturmaz. Çocuğunu terk eden anne baba, çocuğunu kendi haline bırakıyor olmaları gerekmektedir. Çocuğunu bir akrabasına bırakan anne-baba terk suçunu (TCK 97) işlemiş olmaz. Ancak çocuğun cami bahçesine bırakılması terk suçunu (TCK 97) oluşturur.

Çocuğunu terk eden anne babanın burada çocuğu illa bir yere götürmeleri gerekmez. Evlerinde çocuğu tek bırakıp tatile gitmeleri yeterlidir. Bu terk çocuk için bir tehlike oluşturuyorsa terk suçu oluşur. Ancak çocuğunu bırakıp giden anne babanın tüm önlemleri alıp bir tehlike oluşmayacağı bariz ise burada anne babanın terk suçu(TCK 97)  kapsamında değerlendirilmeyeceği görülür. Çocuğunu terk eden anne baba, bu terk sonucu çocukta bir hastalık oluşmuş ise, çocuk yaralandıysa veya öldüyse verilecek olan ceza ağırlaştırılmış suç hükümlerine göre verilecektir.

Bakıma Muhtaç Baba – Annesini Terk Eden Çocuk

Bakıma muhtaç baba – annesini terk eden çocuk TCK 97 hükümlerine göre cezalandırılacaktır. Baba-annesini bir bakım evine verilmesi terk suçunu (TCK 97) oluşturmaz. Kendini idare edemeyecek durumda olan baba-annesini terk eden çocuk bu suçtan ceza alabilmesi için koruma ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmemesi gerekir. Terkin süresi önemli değildir. Baba- annesini terk eden çocuk bu sebepten dolayı bu kişileri tehlike içinde bıraktıysa suçu işlemiş sayılır. Baba-annesini terk eden çocuk burada anne babasını bir yere götürüp bırakabileceği gibi, oturduğu evde bırakarak bir yerlere gitmesi sonucu da bu suçu işleyebilecektir.

Bakıcının Hastayı Terk Etmesi

Bakıcının hastayı terk etmesi de TCK 97’de belirtilen terk suçu kapsamına girer. Bakıcının hastayı çocuğu evdeyken bırakıp gitmesi bir suç teşkil etmez. Burada yalnızca sözleşmeye aykırılık olabilir. Çünkü ortada tehlike doğuracak bir durum olmaz lakin, bakıcının bakıma ve gözetime muhtaç hastayı bir gezi sırasında terk etmesi veya evde tek iken terk edip gitmesi sonucunda TCK 97 kapsamında suç doğar. Bakıcı dışında kişilere gözetim ve koruma yükümlülüğü bulunan kimselerin bakmakla yükümlü oldukları kişileri tehlike oluşabilecek durum içerisinde bırakmaları Terk suçunun (TCK 97) oluşmasına neden olur. Öğretmenler, gezi rehberleri, bakıcılar da bu suçu işleyebilecek olan kimselerdir.

Terk Suçunun Nitelikli Hali

Terk suçunun nitelikli hali TCK 97/2 de belirtilmiştir. Buna göre, terk dolayısıyla mağdur (bakıma ve gözetime muhtaç olan kimse) bir hastalığa yakalanmış, yaralanmış veya ölmüşse, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerine göre cezalandırılacaktır. Yani burada bakıma muhtaç çocuğunu terk eden anne -baba bu terk dolayısıyla çocukta bir hastalık, yaralanma veya ölüm meydana gelirse TCK 97/2 ye göre cezalandırılacaktır. Bakıma muhtaç baba- annesini terk eden çocuk üstünden örnek verecek olursak, baba-annenin terk dolayısıyla yaralanması halinde çocuğa ‘’Neticesi Sebebiyle Ağırlaştırılmış Yaralama’’ (TCK 87/4) hükümleri çerçevesinde ceza verilecektir. Bakıcının hastayı terk etmesi halinde hastanın ölmesi durumunda bakıcı insan öldürme suçu kapsamında ceza alacaktır.   

Terk Suçunun Cezası

Terk suçunun cezası TCK 97’de belirtilmiştir. Buna göre yaşı ve hastalığı dolayısıyla bakıma muhtaç olan ve kendi ihtiyaçlarını yerine getiremeyecek olan kimselere bakmakla ve gözetmekle yükümlü olan kimseler bu kişileri kendi başlarına terk etmelerinden dolayı 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılırlar. Ayrıca TCK 97/2’ye göre: ‘’ Terk dolayısıyla mağdur bir hastalığa yakalanmış, yaralanmış veya ölmüşse, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerine göre cezaya hükmolunur.’’ hükmedilmiştir. Çocuğunu terk eden anne-baba bu terk dolayısıyla çocuğun yaralanmasına sebebiyet vermişse neticesi sebebiyle ağırlaştırılmış yaralama hükümlerine göre cezalandırılacaktır. Yine bir başka örnekle açıklayacak olursak Baba-Annesini terk eden çocuk, bu terk nedeniyle anne-babasının ölümüne neden olmuşsa insan öldürme hükümlerine göre ceza alacaktır.  

Terk Suçunun Zamanaşımı Süresi

Terk suçunun zamanaşımı süresi yalnızca TCK 97’de belirtilen hallerin oluşması durumunda dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Bunun dışında TCK 97/2’deki durumların oluşması halinde verilecek olan ceza yaralama, öldürme ve diğer hükümlere göre belirlenecektir.

Terk Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Terk suçunda görevli ve yetkili mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Ancak TCK 97/2’deki durumların oluşması halinde Ağır Ceza Mahkemesi de yetkili ve görevli olabilecektir.   

Terk Suçu ile İlgili Yargıtay Kararları
T.C. YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ
E. 2014/11850 K. 2015/33091
T. 7.7.2015

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, suç tarihinde 86 yaşında, bakıma muhtaç ve hasta olup konuşma güçlüğü saptanan mağdurun çocukları tarafından nöbetleşe bakıldığı dönemde, bakım dönemi biten gelini Hanife tarafından, mağdurun diğer oğlu olan sanık Raşit’in evine getirildiği, esasen evde bulunan ancak ışıkları söndürüp evde yokmuş intibaı vermeye çalışan sanığın kapıyı açıp annesini almadığı,

bunun üzerine mağdurun gelini Hanife tarafından komşusundan istenilen sandalyeye oturtulup sanığın daire kapısı önünde bırakıldığı, sanığın hasta, yaşlı ve bakıma muhtaç olduğunu bildiği annesini gece boyunca evine almadığı ve mağdurun ancak ilerleyen saatlerde kendisini fark eden komşuları tarafından eve alınıp ilgilenildiği olayda, gerek yaşı gerekse hastalığı dolayısıyla kendisini idare edemeyecek durumda olduğu anlaşılan mağduru evine kabul etmemek suretiyle kendi haline terk ettiği anlaşılan sanığın eyleminin Yerel Mahkemece TCK 97/1. maddesinde yazılı terk suçunu oluşturduğu kabul edilerek uygulamanın buna göre gerçekleştirildiği anlaşılmakla, yapılan incelemede;

Sanığa yükletilen terk eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz

denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,

Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,

Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,

SONUÇ : Anlaşıldığından sanık R.. K..’ın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 07/07/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C. YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ
E. 2008/7098 K. 2010/3459

DAVA : Olası kastla isimsiz bebeği kasten öldürmekten sanıklar R.. T.., E.. T.. ile F.. K..’ın yapılan yargılanmaları sonunda; hükümlülüklerine dair (ELBİSTAN) Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 15/11/2007 gün ve 14/186 Sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi sanıklar müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

KARAR : TÜRK MİLLETİ ADINA

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçlarının sübutu kabul, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebeplerin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle kısmen reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar müdafiinin sübuta vesaireye yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Oluşa ve dosya içeriğine göre; sanıklar Recep ve Elif’in nişanlı iken ilişkiye girmeleri sebebiyle Elif’in hamile kaldığı, evlendikten 3 ay sonra doğum vaktinin geldiği, ancak bu durumun çevrelerinde hoş karşılanmayacağını düşünen sanıklar Recep, Elif ve Elif’in annesi sanık Fatma’nın, bir şekilde bebekten kurtulmak istedikleri, bu sebeple olay günü doğum için hastaneye giderken hiçbir bebe kıyafeti götürmedikleri gibi doğum sonrası sağlık görevlilerinin uyarısına rağmen sanık Elif’in bebeği beslemediği, bebek ve annesinin sağlıklı olmaları sebebiyle aynı gün hastaneden taburcu edildikleri, önce bindikleri ticari takside bebeği terk ettikleri,

ancak taksi şoförünün uyarısı üzerine sanık Recep’in bebeği aldığı, Elif ve Fatma’nın ise bebekle ilgilenmeden eve çıktıkları, Recep’in şehir dışında ıssız bir yerdeki kullanılmayan tuğla fabrikasına giderek, bebeği ağzı ve yüzü battaniye ile sarılı bir şekilde bahçe duvarı kenarına bırakıp üzerine tuğla parçaları koyarak diğer sanıkların yanına döndüğü, sanıkların çevrelerine Elif’in doğum yaptığını söylemeyerek gizledikleri, 30.10.2006 tarihinde doğan bebeğin 28.11.2006 tarihinde hayvan otlatan tanık İsmail tarafından ölü olarak bulunduğu, Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunun raporuna göre bebeğin “destekten yoksun olarak soğuk ortama terk edilmesine bağlı beslenememe ve ısı kaybı sonucu öldüğü” olayda;

Sanıkların eylem ve irade birliği içinde alt soylarından olan yeni doğmuş bebeği öldürme suçunu işledikleri anlaşılmakla, TCK.nun 82/1-d-e, maddeleri yerine, sanık Recep’in TCK.nun 83/3,21/2,62; sanıklar Elif ve Fatma’nın TCK 97/2, 86/3-a, 87/4,21/2,62. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları suretiyle eksik ceza tayini,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, kısmen re’sen de incelemeye tabi hükümlerin kısmen tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), sanıklar Elif ve Fatma yönünden aleyhe temyiz olmadığından, CMUK.nun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış haklarının korunmasına, 11/05/2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bu Makaleyi Paylaş