Sözleşme ve Sözleşme Çeşitleri

Alacak Davası Nasıl Açılır?

Sözleşme ve sözleşme çeşitleri konusuna girmeden önce önce sözleşmeyi tanımlayalım; Sözleşme en az iki kişi arasında gerçekleştirilen anlaşmalar bütünüdür. Sözleşme kavramı Türk Borçlar Kanunun 1. maddesinde düzenlenmiştir. ‘ Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir.’ Sözleşmenin kurulması için yazılı veya sözlü olarak yapılan beyan açık irade beyanıdır. İrade açıklamasının örtülü olması olaya ve duruma göre değişir. Örnek olarak  kanun veya işin özelliği ya da durumun gereği açık bir kabulü beklemek zorunda değilse, öneri uygun bir sürede reddedilmediği takdirde, sözleşme kurulmuş sayılır.

Ehil olmak: Ehil, bir hukuki işlemi yapma yeteneğine sahip olmaktır. Sözleşmenin tarafları ehil olmalıdır. Ayırt etme gücüne sahip olmak, küçük ve kısıtlı olmamak sözleşmenin taraflarının ehil olduğu anlamına gelir. Çocuklar, akıl hastaları kanunlara göre sözleşmelere taraf olamamaktadır.

Sağlıklı irade beyanı: İrade beyanları sağlıklı olmalıdır. Şaka yani hukuktaki adıyla ‘latife beyanı’ ile kurulmuş sözleşme sağlıklı irade beyanı ile kurulmamıştır. Taraflar iradelerin gerçek olmadığını anlayabiliyorlarsa sözleşme geçersizdir.

İmkansızlık unsuru: Sözleşmenin konusu imkansız olmamalıdır. Sözleşmenin konusunun imkansızlığına örnek olarak sözleşmeye konu olan mal tesliminden önce çıkan yangında yanmışsa, malın teslimi sırasında sözleşmenin konusunda imkansızlık durumu oluşur.

Kanunun emredici hükümleri: Sözleşme kanunun emredici hükümlerine uygun olmalıdır. Kanunun emredici hükümleri kendisine kesin hükümler bağlanılan hukuk kurallarıdır.

Ahlak unsuru: Sözleşmeler ahlak kurallarına uygun olmalıdır.

Kamu düzeni: Kamu düzeni tüm toplumu ilgilendiren kamunun refahını amaçlar.Sözleşmeler kamu düzenine uygun olmalıdır.

Kişilik Hakları: Kişilik hakkı kişinin toplumda saygınlığını ve kişiliğini geliştirmesini sağlayan temel haktır. Bu haklar kişinin vazgeçilmez, değiştirilemez, temel haklarıdır. Sözleşmeler kişilik haklarına uygun olmalıdır.

Muvazaalı olmamalı: Muvazaa, üçüncü kişileri aldatmaya yönelik tarafların gerçek iradelerini yansıtmayan asıl işlemin gösterilmediği danışıklı işlemdir. Muvazaaya örnek verecek olursak A’nın B ve C adında oğulları vardır. A’nın iki çocuğu arasından B’ye vermek istediği tarla için C’nin bunu kabul etmemesi halinde tarlayı B’ye satmış gibi göstermek için satış sözleşmesi yapması ancak aslında B’ye o tarlayı bağış yoluyla vermesi muvazaalı işlemdir. Asıl işlem bağışlamayken C’yi aldatmak amacıyla satış yapmış gibi gösterilmiştir. Sözleşme muvazaalı olmamalıdır. Muvazaalı yapılan işlem geçersizdir.

Sözleşmeler geçerlilik şartlarına uygun olmaması halinde kesin hükümsüzdür. Yani sözleşme bir anlam ifade etmez, geçerli değildir.

Esaslı yanılma: Sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen taraf, sözleşme ile bağlı değildir(TBK madde 30).

Özellikle aşağıda sayılan yanılma hâlleri esaslıdır(TBK madde 31):

-Yanılan, kurulmasını istediği sözleşmeden başka bir sözleşme için iradesini açıklamışsa esaslı yanılmadır.

-Yanılan, istediğinden başka bir konu için iradesini açıklamışsa esaslı yanılmadır.

-Yanılan, sözleşme yapma iradesini, gerçekte sözleşme yapmak istediği kişiden başkasına açıklamışsa esaslı yanılmadır.

-Yanılan, sözleşmeyi yaparken belirli nitelikleri olan bir kişiyi dikkate almasına karşın başka bir kişi için iradesini açıklamışsa esaslı yanılmadır.

-Yanılan, gerçekte üstlenmek istediğinden önemli ölçüde fazla bir edim için veya gerçekte istediğinden önemli ölçüde az bir karşı edim için iradesini açıklamışsa esaslı yanılmadır.

Basit hesap yanlışlıkları sözleşmenin geçerliliğini etkilemez; bunların düzeltilmesi ile yetinilir.

Aldatma: Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir.

Üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde, sözleşmeyle bağlı değildir(TBK madde 36).

Korkutma: Taraflardan biri, diğerinin veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı değildir.

Korkutan bir üçüncü kişi olup da diğer taraf korkutmayı bilmiyorsa veya bilecek durumda değilse, sözleşmeyle bağlı kalmak istemeyen korkutulan, hakkaniyet gerektiriyorsa, diğer tarafa tazminat ödemekle yükümlüdür(TBK madde 37).

Sözleşme Nasıl Kurulur Ve Sözleşme Çeşitleri ?

  • Sözleşmenin kurulabilmesi için en az iki kişinin karşılıklı irade beyanları gerekir.
  • Sözleşmenin kurulabilmesi için bir tarafın diğer tarafa teklifte bulunması ve teklifin de kabul edilmiş olması gerekir. Türk Borçlar Kanununda bu durum öneri ve kabul olarak düzenlenmiştir. En basit haliyle sözleşmeyi kurmak isteyen taraf bir öneride bulunur ve karşı tarafta bu öneriyi kabul ederse sözleşme kurulmuş olur.
  • Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa ikinci derecedeki noktaların üzerinde uyuşmamış olsalar bile sözleşme kurulmuş olur.
  • Sözleşme sözlü veya yazılı olarak kurulabilir. Sözleşmenin yazılı olarak kurulması zorunlu değilse sözlü olarak kurulabilir. Ancak hukuki bir sorun çıktığında sözleşmenin yazılı yapılmış olması ispat bakımından olumlu sonuçlar doğurur.

Sözleşmelerin birçok çeşidi vardır. Bu sözleşmelerin bazıları özel hükümlere tabidir. Bu sözleşme türlerine geçecek olursak;

Satış sözleşmesi satıcının satılan malı, alıcının ise kendisine satılan malın karşılığı olan satış bedelini ödeme borcunu yüklendiği sözleşmedir. Satış sözleşmesi ile amaçlanan satılan malın mülkiyetinin karşı tarafa geçmesi ve malın karşılığının ödenmesi için hukuki dayanaktır. Satış sözleşmeleri ile ilgili Türk Borçlar Kanunu (TBK) 207. maddesinde düzenleme yapılmıştır. ‘Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdür.’ Satış sözleşmesine konu olan malın taşınır veya taşınmaz olmasına göre özel düzenlemeler de mevcuttur.

Taşınır Satışı

Taşınır satışı herhangi bir şekil şartına bağlı değildir. Yani sözleşmenin tarafları özgür iradeleriyle sözleşmeyi istedikleri gibi düzenleme hakkına sahiptirler. Ancak sözleşmelerin geçersizliğine sebep olacak yukarıda belirttiğimiz üzere sözleşmenin konusunun imkansız olması, ahlaka aykırı olması gibi nedenler varsa sözleşme her halükarda geçersizdir. Taşınır satışına örnek olarak kişinin evindeki tabloyu satışı halinde tablonun sahibi tablonun satışını istediği şekilde yapabilir.

Taşınmaz Satışı

Taşınmaz satışı resmi şekle tabidir. Yani taşınmazın resmi bir kurumda yapılması gerekir ki genelde taşınmazlarda noter ve tapu yetkilidir. Örnek olarak taşınmaz satış vaadi sözleşmesi genelde noterde yapılırken tapuda da yapılabilmektedir. Taşınmaz satışına örnek olarak evini satmak isteyen kişi evi satmadan önce alıcıyla satış vaadi sözleşmesi yaparsa bunu ancak noter veya tapuda yapabilir.

İnternetin hayatımıza girmesiyle birlikte günümüzde internetten alışveriş yapmak da popüler hale gelmiştir. Mesafeli satış sözleşmesi bu alanı düzenleyen, eTicaret sitelerinin yapmış olduğu sözleşmelerdir. eTicaret sitelerinin satış sözleşmeleri olması gerekir. Bu sözleşme internetten alışveriş yapan tüketicilerin, internet sitesinden alışveriş yaparken ve alışveriş sonrasında yaşanabilecek olumsuzlukları önlemek ve internet sitesinden alışveriş yaparken ön bilgi; mal ve hizmet ile ilgili detaylar, iade ve cayma prosedürleri ile ilgili bilgi vermektedir. Sipariş tamamlanmadan önce, müşteriler tarafından okudum onaylıyorum şeklinde işaretlenerek mesafeli satış sözleşmesi alıcı tarafından onaylanmış olur. Mesafeli satış sözleşmesine örnek olarak internette bir moda sayfasından kıyafet almak istediğimizde o kıyafeti seçer kredi kartı ile işlemi tamamlamadan önce koşulları kısmını okuyarak onay vermemiz gerekir ki işlem tamamlanabilsin. Mesafeli satış sözleşmesi tamamlanmadan ürünü satışı yapılmamaktadır. Herhangi bir hak ihlalinin oluşabileceği durumlarda onaylanan mesafeli satış sözleşmesi esas alınır.

Bağışlama, bir kimsenin parasını, taşınır veya taşınmaz malını başka bir kişiye karşılık beklemeksizin vermesi ve artık o malın kendisine bağışlanan kişiye ait olması yani o kişiye karşılıksız kazandırmasıdır.

Bağışlama sözleşmesi ise bağışlayanın sağlararası yani kişinin iradesi sağlığında hüküm ve sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Bağışlama sözleşmesi geçerliliği için yazılı şekilde yapılmalıdır.

Fiil ehliyetine sahip olan herkes,eşler arasındaki mal rejiminden veya miras hukukundan doğan sınırlamalar saklı kalmak üzere, bağışlama yapabilir. Fiil ehliyeti bulunmayan kişi ayırt etme gücüne sahipse, bağışlamayı kabul edebilir. Ancak, bağışlananın yasal temsilcisi bu kişinin bağışlamayı kabulünü yasaklar veya bağışlanan şeyin geri verilmesini emrederse, bağışlama ortadan kalkar.

Takas bir taşınır veya taşınmaz malın karşılığı olarak başka bir malla değiş tokuş edilmesidir. Trampa ise değiş tokuşun daha çok ticari değeri olan mallar üzerinde yapılmasıdır.

Trampa sözleşmesinin diğer adı mal değişim sözleşmesidir. Değiştirilecek mal taşınır veya taşınmaz olabilir. Malın karşılığı para değil maldır.  Malların değerlerinin eşit olmasına gerek yoktur. Değer farkı para ödenerek kapatılabilir.

Trampanın (takasın) hukuki bir değer kazanması açısından sözleşme ile yapılması gerekir.

Trampa (takas) sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmedir. Yani her iki tarafta bu sözleşmeyle borç altına girmektedir. Bir taraf malını sözleşme ile değiştirirken diğer tarafta malını ötekinin malıyla değiştirme borcu altına girmektedir.

Değiştirilen mal taşınır ise zilyetliğin teslimi ile, değiştirilen mal taşınmaz ise tapu siciline tescil ile taşınmazın mülkiyeti sözleşmenin karşı tarafına geçmektedir.

Günlük hayatımızda sıkça karşılaştığımız kira kavramı bir taşınır veya taşınmazın sahibi tarafından belli veya belirsiz bir süre bedeli karşılığında başka bir kişinin kullanımına verilmesidir. Kira sözleşmesi TBK.  299. maddesinde düzenlenmiştir. ‘Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.’ Kira sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması gerekmektedir. Kira sözleşmesi ile malın sahibi malın kullanımını devrederken sözleşmenin diğer tarafı bu kullanmanın bedelini ödemeyi taahhüt etmektedir. Kira sözleşmesi, belirli ve belirli olmayan bir süre için yapılabilir.

Kira çok çeşitli olabilmektedir; ev kiralanması, iş yeri kiralanması gibi.

Konut Kirası Sözleşmesi

Konut, bireylerin barındıkları ve devamlı veya geçici olarak yaşamsal faaliyetlerini sürdürdükleri yerdir. Konutta o konutun sahibi olmayan belirli kurallar çevresinde sözleşmeyle belirlenen süre içerisinde o konutta oturan kişi ise kiracıdır. Kiracının konutta oturma şartlarını ve kira bedelini düzenleyen ise kira sözleşmesidir.  Konut için düzenlenen kira sözleşmesinin sona ermesine ilişkin esaslar aşağıda iş yeri kira sözleşmesi bölümünde belirtilmiştir.

İş Yeri Kira Sözleşmesi

İş yeri, işveren tarafından mal ve hizmet üretmek amacıyla işletilen yerdir. Mesela dükkân iş yerine verilebilecek en somut örneklerdendir. Günümüzde dükkân kira sözleşmeleri hukuki olarak çok karşılaşılan bir durumdur.

Dükkân gibi taşınmaz mal kira sözleşmelerinde mal sahibi ile kiracısı arasında kira kontratı imzalanır. Kira kontratı ile kiraya verenin bir şeyi kullanması, kullanması ile ondan yararlanması kiracıya bırakılır. Kiracı da bunun karşılığı olarak sözleşme ile kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlenir.

Kira sözleşmelerinde kira bedelinin belirlenmesi dışında, kiracı aleyhine değişiklik yapılamaz.

Borçlar Kanununda işyerleri bakımından çatılı işyeri kavramı kullanılmıştır. Konut ve çatılı iş yeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir.

Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde, kiracı her zaman, kiraya veren ise kiranın başlangıcından on yıl geçtikten sonra, genel hükümlere göre fesih bildirimiyle sözleşmeyi sona erdirebilirler. Genel hükümlere göre fesih hakkının kullanılabileceği durumlarda, kiraya veren veya kiracı sözleşmeyi sona erdirebilir.

Yarıcılık bir çiftçinin başkasına ait toprağı işleyip, kira bedeli olarak elde ettiği ürünün belirlenen kısmını toprak sahibine vermesidir. Yarıcılık (ortakçılık) sözleşmesi ile toprağı işleyen sözleşmeye göre üründen toprak sahibine pay verir.

Yarıcılık (ortakçılık) sözleşmesi belirli bir şekle tabi değildir. Sözleşmenin tarafları yazılı veya sözlü olarak sözleşme yapabilmekte hukuka uygun olduğu sürece sözleşmenin şartlarını ve süresini belirleyebilmektedirler.

Kullanım ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin bir şeyin karşılıksız olarak kullanılmasını ödünç alana bırakmayı ve ödünç alanın da o şeyi kullandıktan sonra geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir. Kullanım ödüncüne örnek olarak arsasını bir yıllığına sözleşme ile başkasına ödünç olarak verebilir. Ödünç alan, ödünç konusunu başkasına kullandıramaz.

Ödünç alan, bu hükümlere aykırı davrandığı durumlarda, beklenmedik hâllerden doğan zararlardan da sorumludur. Ancak, bu hükümlere uymuş olsaydı bile zararın doğacağını ispat ederse sorumluluktan kurtulur.

Kullanma için belirli bir süre öngörülmemişse, ödünç alanın, ödünç konusunu sözleşme uyarınca kullanmış olmasıyla veya kullanabilecek kadar bir zaman geçmesiyle sözleşme sona erer.

Ödünç alan, ödünç konusunu sözleşmeye aykırı olarak kullanır, onu bozar veya kullanmak için başka bir kimseye verirse ya da önceden bilinmeyen bir durum yüzünden ödünç verenin ivedi gereksinimi ortaya çıkarsa, ödünç veren o şeyi daha önce geri isteyebilir.

Kullanım ödüncü sözleşmesinden ayrılan tüketim ödüncü sözleşmesi ise ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir.

Ticari olmayan tüketim ödüncü sözleşmesinde, taraflarca kararlaştırılmış olmadıkça faiz istenemez.

Ticari tüketim ödüncü sözleşmesinde, taraflarca kararlaştırılmamış olsa bile faiz istenebilir.

Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.

Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Hizmet sözleşmesine örnek olarak bir tekstil fabrikasındaki çalışan tekstil teknikerinin numune kontrol, kalite kontrol, makine bakım ve onarım gibi yaptığı işler hizmet sözleşmesi kapsamında işverene hizmet sözleşmesiyle üstlendiği yükümlülüklerdir. İşverenin de bu iş karşılığı tekstil teknikerine ücret ödemesi gerektiği hizmet sözleşmesiyle düzenlenir. Taraflar arasında bir sorun yaşandığında bu sözleşme esas alınır.

İşçinin işverene bir hizmeti kısmi süreli olarak düzenli biçimde yerine getirmeyi üstlendiği sözleşmeler de hizmet sözleşmesidir.

Genel hizmet sözleşmesine ilişkin hükümler, kıyas yoluyla çıraklık sözleşmesine de uygulanır; özel kanun hükümleri saklıdır.

Evde hizmet sözleşmesi ise işverenin verdiği işi, işçinin kendi evinde veya belirleyeceği başka bir yerde, bizzat veya aile bireyleriyle birlikte bir ücret karşılığında görmeyi üstlendiği sözleşmedir.

Eser, sahibinin özelliklerini taşıyan güzel sanatlar, edebiyat, musiki gibi fikir ve sanat ürünleridir. Eser sözleşmesi ise yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Eser sözleşmesine örnek olarak bir iş adamının ressama kendi resmini yaptırması ve bu resim karşılığında da bir bedel ödemesidir.

Yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır.

Yüklenici, meydana getirilecek eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında yaptırmakla yükümlüdür. Ancak, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin kişisel özellikleri önem taşımıyorsa, işi başkasına da yaptırabilir.

Aksine âdet veya anlaşma olmadıkça yüklenici, eserin meydana getirilmesi için kullanılacak olan araç ve gereçleri kendisi sağlamak zorundadır

Vekâlet, bir kişi adına resmi kurumlarda kendisine gerek kalmaksızın iş yapılabilmesi için başka bir kişiye verilen yetkidir. Kendisine yetki verilen kişi vekildir. Vekâlet ile kişi yapacağı belirli işler adına başka bir kişiyi yani vekili kendisi adına yetkilendirir. Vekil kendisine görev verilen işi yerine getirmekle sorumludur. Vekilliğe örnek olarak bir kişinin yargısal işlemleri (davası gibi) için bir avukata yetki verilmesi halinde avukat vekâletin verildiği andan itibaren o kişinin vekilidir.

Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir.

Sözleşme veya teamül varsa vekil, ücrete hak kazanır.

Saklama sözleşmesi, saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşmedir.

Açıkça öngörüldüğü veya durum ve koşullar gerektirdiği takdirde, saklayan ücret isteyebilir.

Kefil, bir kişiye ait borcun alacaklısına karşı o kişinin borcunu yerine getirilmesini sağlama yükümlülüğü altına giren borçlu ve alacaklı dışında borçlu adına yükümlülük altına giren kişidir. Kefil olma durumu kefalettir. Kefil olabilmek adına düzenlenen sözleşme ise kefalet sözleşmesidir. Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir. Kefalet ile asıl borçlunun ödemesi gereken borcun ödenememesi halinde  sözleşmede gösterilen miktarla sınırlı olarak kefil borçtan sorumlu olmayı üstlenir.

Kefalet sözleşmesi, mevcut ve geçerli bir borç için yapılabilir. Ancak, gelecekte doğacak veya koşula bağlı bir borç için de, bu borç doğduğunda veya koşul gerçekleştiğinde hüküm ifade etmek üzere kefalet sözleşmesi kurulabilir.

Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe  geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.

Garanti sözleşmesi, bir borç ilişkisinde garanti veren kişinin garanti alanın yani alacaklının borca girişmeden önce veya borç ilişkisine girildiğinde üçüncü kişinin borcunu ifa etmemesinden doğacak ‘zarar tehlikesini’ üstlendiği sözleşmedir. Garanti sözleşmesinde garanti verenin borcu asıl olan yani sözleşmeye konu olan temel borca bağlı fer’i nitelikte bir borç değildir. Garanti veren asıl borçtan bağımsız bir taahhütte bulunmuştur. Asıl borç sona erse bile garanti verenin borcu sona ermez. Garanti veren işin tehlikesini bağımsız bir taahhütle kısmen veya tamamen üzerine almaktadır. Garanti sözleşmeleri şekle bağlı değildir. Yazılı veya sözlü olmasının bir önemi yoktur. Garanti sözleşmesinde garanti verilen miktar için de azami bir sınır yoktur.

Yayım sözleşmesi, bir fikir ve sanat eseri sahibinin veya halefinin, o eseri yayımlanmak üzere yayımcıya bırakmayı, yayımcının da onu çoğaltarak yayımlamayı üstlendiği sözleşmedir. Yayım sözleşmesinin yazılı olarak yapılması gerekir.

Yayım sözleşmesi ile eser sahibi ve yayımcı sözleşme çerçevesinde hak ve yükümlülüklere sahip olur.

Simsar diğer adıyla komisyoncu, belli  bir ücret karşılığında (bu ücret satım üzerinden pay almak da olabilir.) taraflar arasında sözleşme kurulmasını sağlayan kişidir. Simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir. Simsarlık sözleşmesine, kural olarak vekâlete ilişkin hükümler uygulanır. Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz.

Alım veya satım komisyonculuğu, komisyoncunun ücret karşılığında, kendi adına ve vekâlet verenin hesabına kıymetli evrak ve taşınırların alım veya satımını üstlendiği sözleşmedir. Bu bölümdeki hükümler saklı kalmak üzere, komisyon sözleşmelerine vekâlet hükümleri uygulanır.

Ömür boyu gelir sözleşmesi, gelir borçlusunun gelir alacaklısına, içlerinden birinin veya üçüncü bir kişinin ömrü boyunca belirli dönemsel edimlerde bulunmayı üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme, aksine açık bir hüküm yoksa, gelir alacaklısının ömrü boyunca yapılmış sayılır. Gelir borçlusunun veya üçüncü bir kişinin ömrüyle sınırlı olarak bağlanmış olan gelir, aksi kararlaştırılmamışsa gelir alacaklısının mirasçılarına geçer.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir.

Adi ortaklık yaygın olarak kurulan bir ortaklık türüdür.Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.

Her ortak, para, alacak veya başka bir mal ya da emek olarak, ortaklığa bir katılım payı koymakla yükümlüdür.

Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa katılım payları, ortaklığın amacının gerektirdiği önem ve nitelikte ve birbirine eşit olmak zorundadır.

Pazarlamacılık sözleşmesi, pazarlamacının sürekli olarak, bir ticari işletme sahibi işveren hesabına ve işletmesinin dışında, her türlü işlemin yapılmasına aracılık etmeyi veya yazılı anlaşma varsa, bu anlaşmada belirtilen işlemleri yapmayı, işletme sahibi işverenin de buna karşılık ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.

Sözleşmenin sona ermesi hâlinde, pazarlamacının bizzat yaptığı veya yapılmasına aracılık ettiği bütün işlemler ile kabul ve yerine getirme zamanına bakılmaksızın, sözleşmenin sona ermesine kadar işverene iletilen bütün siparişler için komisyon ödenir.

Kredi ihtiyaç sahiplerine belli bir süreliğine verilen ve ileride nasıl geri ödeneceğine dair üzerinde düzenlemeler yapılan bankacılık hizmetidir. Hukuki olarak kredi verme işlemi kredi açma sözleşmesi kapsamındadır. Kredi açma sözleşmesi, kredi verenin belli şartlarla belirli bir sınıra kadar sözleşme ile belirlenen süre içinde kredinin kullanılmasını, krediyi kullanan tarafın aldığı krediyi faiz ve diğer giderleri ile birlikte ödemeyi taahhüt ettiği sözleşmedir.

Kredi açma sözleşmesi Türk hukuk sisteminde kanunlarla belirlenmemiştir.

Kredi açma sözleşmesine uygulanacak hükümleri sözleşmedeki kredinin konusu belirler. Kredinin konusu mal, para ödüncü, alacak alımı vb. olabilir. Kredi açma sözleşmesine uygulanacak hükümler kredinin konusuna göre vekalet, satım gibi sözleşmelerin hükümleri olabilir.

Arsa payı karşılığı kat sözleşmesi diğer bilinen adıyla kat karşılığı inşaat sözleşmesi, günümüzde çokça uygulanan ancak kanunlarda da düzenlenmemiş bir sözleşme türüdür.

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz