Sebepsiz Zenginleşme Davası Nasıl Açılır?

Sebepsiz Zenginleşme Davası Nasıl Açılır? konusu tarafların alacak verecek veya haksız bir fiilden kaynaklı işlemleri sonucu ortaya çıkan ve kullanıcılar tarafından merak edilen bir konudur.

Sebepsiz Zenginleşme Nedir?

Sebepsiz zenginleşmeyi, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından veya emeğinden zenginleşme olarak tanımlamak mümkündür. Bu durumda zenginleşenin yükümlülüğü doğmaktadır.

Kanunda belirtilmiş olduğu üzere;

Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının mal varlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür.

Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.

Sebepsiz Zenginleşme Davası Hangi Hallerde Açılabilir?

Zenginleşenin yükümlülüğü, özellikle;

  • Zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.
  • Sebepsiz zenginleşme davası açılabilmesi için karşı tarafın haksız bir sebep ile zenginleşmiş olması gerekmektedir.

Örneğin;

  • Taraflar arasında yapılan bir sözleşmenin daha sonra hükümsüz hale gelmesi
  • Sözleşmenin hukuka aykırılık,
  • Kamu düzenine aykırılık,
  • Genel ahlaka ve adaba aykırılık dolayısı ile mahkemece hükümsüz kılınması gibi durumlarda tarafların birbirlerine bu sözleşme uyarınca vermiş oldukları şeyler, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade edilir.

Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Geri Verme Yükümlülüğü

Sebepsiz zenginleşen, zenginleşmenin geri istenmesi sırasında elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği kısmın dışında kalanı  kural olarak geri vermekle yükümlüdür.

Zenginleşen, zenginleşmeyi iyi niyetli olmaksızın elden çıkarmışsa veya elden çıkarırken ileride geri vermek zorunda kalabileceğini hesaba katması gerekiyorsa, zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlüdür. Bu anlamda sebepsiz zenginleşen kişinin iyi niyeti, malın elden çıkarılması anına dek devam etmelidir.

Giderleri İsteme Hakkı

Kanunda belirtildiği üzere;

Zenginleşen iyi niyetli ise, yaptığı zorunlu ve yararlı giderleri, geri verme isteminde bulunandan isteyebilir.

Zenginleşen iyi niyetli değilse, zorunlu giderlerinin ve yararlı giderlerinden sadece geri verme zamanında mevcut olan değer artışının ödenmesini isteyebilir.

Zenginleşen, iyi niyetli olup olmadığına bakılmaksızın, diğer giderlerinin ödenmesini isteyemez. Ancak, kendisine karşılık önerilmezse, o şey ile birleştirdiği ve zararsızca ayrılması mümkün bulunan eklemeleri geri vermeden önce ayırıp alabilir.

Hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez. Ancak, açılan davada hâkim, bu şeyin Devlete mal edilmesine karar verebilir.

Borçlanılmamış Edimin İfası

Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilmektedir.  Zaman aşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez.

Bu konuda bir de eksik borçlar akla gelebilmektedir ki eksik borçlar, borçlu tarafından yerine getirilmediği takdirde alacaklı tarafından dava ve cebri icra yoluyla takip edilemeyen borçlardır. Bu borçlar hukuki olarak mevcut borçlardır ancak edimlerin ifası dava edilemez. Borçlu borcu kendiliğinden yerine getirirse, gerçek bir ifa söz konusu olur ve borçlu ifa etmek zorunda olmadığını sonradan öğrenmiş olsa dahi ifa ettiği borcunu geri alamaz. Eksik borcun ifası durumunda başka bir hukuki işlem olan sebepsiz zenginleşme hükümlerine başvurulamamaktadır.

Sebepsiz Zenginleşme Davası Kime Karşı Açılır?

Sebepsiz zenginleşme, bir tarafın haklı ve geçerli bir sebep olmadan başkasının mal varlığından ve emeğinden zenginleşmesi üzerinden doğar. Bu durumda mal varlığı, sebepsiz zenginleşen kişi yararına eksilen kişi, sebepsiz zenginleşen kişiye karşı talep hakkına sahip olmakta ve bu kişiye karşı dava açmaktadır. Dava açan taraf mal varlığı eksilen taraf iken, kendisine dava açılan taraf ise haklı bir sebep olmaksızın o kişinin mal varlığından veya emeğinden zenginleşen taraf olmaktadır.

Sebepsiz Zenginleşme Davası Zaman Aşımı

Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zaman aşımına uğrar.

Zenginleşme, zenginleşenin bir alacak hakkı kazanması suretiyle gerçekleşmişse diğer taraf, istem hakkı zaman aşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcunu ifadan kaçınabilir.

Ticaret Kanunu’nda Sebepsiz Zenginleşme

Zaman aşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar.

Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem, muhataba, yerleşim yerli bir poliçeyi ödeyecek olan kimseye ve düzenleyen, poliçeyi başka bir kişi veya ticari işletme hesabına düzenlemiş olduğu takdirde o kişiye veya ticari işletmeye karşı da ileri sürülebilir.

Poliçeden doğan borcu düşmüş olan cirantaya karşı böyle bir istem ileri sürülemez.

Zaman aşımı süresi, poliçenin zaman aşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıldır; ispat yükü, sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene aittir.

Sebepsiz Zenginleşme Görevli ve Yetkili Mahkeme

Sebepsiz zenginleme davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri iken, yetkili mahkeme genel yetki kuralları uyarınca, davalının ikametgahı olan yer mahkemesidir. Davalı Tüzel kişi ise, yukarıdaki içtihatta da belirtildiği üzere ve HUMK.m.17 uyarınca şubenin işlemlerinden kaynaklanmışsa, şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkili olur.

 

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz