Evlenme Nedir ve Evlenmenin Şartları Nelerdir

Evlenme nedir ve evlenmenin şartları nelerdir konulu makalemizde evlilik öncesi veya yabancı evlilikleri ile ilgili ayrıntılı bilgi vereceğiz.

Evlenme, karşı cinsten iki insanın yani bir kadın ve erkeğin hayatlarını birleştirmek amacıyla resmi olarak evlendirmeye yetkili kişinin yani evlendirme memurunun önünde evlenmek için kendi iradelerini açıklamalarıyla kurulan aile birliğidir. Evlenme Türk Medeni Kanunun 142. maddesinde düzenlendiği üzere ‘Evlendirme memuru, evleneceklerden her birine birbiriyle evlenmek isteyip istemediklerini sorar. Evlenme, tarafların olumlu sözlü cevaplarını verdikleri anda oluşur. Memur, evlenmenin tarafların karşılıklı rızası ile kanuna uygun olarak yapılmış olduğunu açıklar.’

Evlenmenin Şartları Nelerdir?

Evlenmenin Türk Medeni Kanununda da düzenlenmiş belli şartları vardır. Evlenmenin şartları;

  • 18 yaşını doldurmuş olan erkek ve kadın kendi rızalarıyla evlenme hakkına sahiptir. 17 yaşını doldurmuş olan kişiler de ailerinin izniyle evlenebilirler. Ancak evlenme için yasal olarak düzenlenen yaş sınırlandırması da vardır. Bu yaş sınırlandırması olağanüstü evlenme yaşı bölümünde detaylı olarak belirtilmiştir.
  • Ayırt etme gücüne sahip olmayan kişiler evlenemez. Ayırt etme gücü kavramını açıklarsak bir kişinin kendi davranışlarının eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlama yeteneğidir, daha basitleştirerek iyiyle kötüyü birbirinden ayırabilen kişiler ayırt etme gücüne sahiptir.
  • Küçük ve kısıtlılar yasal temsilcisinden evlenmek için izin almış olmalıdır. Kısıtlı olmak, kanunda düzenlenen belirli sebeplerin (kötü yaşama tarzı, savurganlık, akıl zayıflığı,…) olması halinde ergin kişinin fiil ehliyetinin mahkeme kararıyla sınırlandırılması veya tamamen kaldırılmasıdır.
  • Birbiriyle evlenecek erkek ve kadın, içlerinden birinin oturduğu yer evlendirme memurluğuna birlikte başvururlar. Evlendirme memuru, belediye bulunan yerlerde belediye başkanı veya bu işle görevlendireceği memur, köylerde muhtardır.
  • Evlenme başvurusu evlenecekler tarafından yazılı veya sözlü olarak yapılabilir.
  • Erkek ve kadından her biri, nüfus cüzdanı ve nüfus kayıt örneğini, önceki evliliği sona ermiş ise buna ilişkin belgeyi, küçük veya kısıtlı ise ayrıca yasal temsilcisinin imzası onaylanmış yazılı izin belgesini ve evlenmeye engel hastalığının bulunmadığını gösteren sağlık raporunu evlendirme memurluğuna vermek zorundadır.
  • Evlenme töreni, evlendirme dairesinde evlendirme memurunun ve ayırt etme gücüne sahip ergin iki tanığın önünde açık olarak yapılır. Ancak, tören evleneceklerin istemi üzerine evlendirme memurunun uygun bulacağı diğer yerlerde de yapılabilir.
  • Evlendirme memuru, evleneceklerden her birine evlenmek isteyip istemediklerini sorar. Evlenme, tarafların olumlu sözlü cevaplarını ki genelde nikah törenlerinde ‘EVET’ cevabını verdikleri anda gerçekleşir
  • Evlendirme memurunun evlenmenin kurulduğuna dair beyanının ardından eşlere aile cüzdanı verilir.

Evlendirme memuru, evlenme başvurusunu ve buna eklenmesi gereken belgeleri inceler. Evlenme başvurusunda bir eksiklik görürse bunu tamamlar veya tamamlattırır. Başvurunun usulüne uygun olarak yapılmadığı veya evleneceklerden birinin evlenmeye ehil olmadığı ya da evlenmeye yasal bir engel bulunduğu anlaşılırsa, evlenme başvurusu reddolunur ve durum evleneceklere yazıyla hemen bildirilir. Evleneceklerden her biri evlendirme memurunun ret kararına karşı mahkemeye başvurabilir. İtiraz, evrak üzerinde incelenip kesin karara bağlanır. Ancak, mutlak butlan sebeplerinden birinin bulunduğuna ilişkin ret kararlarına karşı açılan davalar, basit yargılama usulüyle görülür. Mutlak butlan sebepleri makalenin devamında belirtilmiştir.

Evlenme koşullarının bulunmadığının anlaşılması veya belgelerin verilmesinden başlayarak altı ayın geçmesi hâlinde, evlendirme memuru evlenme törenini yapamaz.

Kadın ve erkeğin evlenirken belli bir yaşın üzerinde olması gerekir. Türk Medeni Kanunu (TMK) 124. maddesinde evlilik için yaş sınırlandırmaları düzenlenmiştir. Erkek veya kadın onyedi yaşını doldurmadıkça evlenemez. Onsekiz yaşını dolduran erkek ve kadın kendi rızalarıyla kimseye bağlı kalmadan evlenebilirken onyedi yaşını dolduran henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişinin evlenme konusunda kendi rızası yeterli değildir. Bu kişinin yasal temsilcisinin evliliğe izin vermesi gerekir. Yasal temsilciler haklı bir neden olmaksızın izin vermekten kaçınırsa hakim bu kişinin evlenmesine yine de izin verebilir

Evlenmek için olağan evlenme yaşı belirlendiği gibi hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Evlenmede onaltı yaşını dolduran erkek ve kadın için bu yaş sınırı olağanüstü evlenme yaşıdır.

Onaltı yaşını doldurup evlenmesine izin verilen kişi evlenmesi için ergin (yetişkin) sayılmamakta olağanüstü durum kapsamında bu kişiye izin verilmektedir.Bu iznin verilmesi için önemli bir sebebin bulunması gerekir ve hakim böyle bir durumun varlığını kendisi takdir edecektir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir. Ancak hakim ana ve babanın söylediklerine göre karar vermek mecburiyetinde değildir. Olağanüstü evlenme yaşında hakim kararıyla evliliğe izin verilmesinin örneklerden biri onaltı yaşını doldurmuş olan kızın hamile olması durumudur.

Olağanüstü evlenme yaşına tabi olarak evlenmeye izin isteyecek kişi bu izni kendisi istemelidir. Çünkü bu hak kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Ancak kişinin kendisinin başvurabileceği yasal temsilcisinin işlemlerinin geçerli olmayacağı bir durumdur.

Kanunla evlenmede alt sınır onaltı yaşın doldurması olarak belirlenmiş olup onaltı yaşın altındaki kişilerin hiçbir hukuki sebebe dayanarak evlenmesi mümkün değildir.

Günümüzde Türk vatandaşlarının yabancılar ile evlenme oranları artmıştır. Yabancı uyruklu biriyle evlenecek olan Türk vatandaşı Türkiye’de evlilikle ilgili yürürlükteki mevzuat ve yönetmeliğe uygun şekilde yetkili makamlar önünde evlenmelidir.   Türkiye’de bir Türk vatandaşı ile bir yabancı uyruklu kişi ancak Türk evlendirme memuru önünde gerçekleşen nikah töreniyle evlenebilirler.

Türk vatandaşı yabancı biri ile Türkiye’de evlenebileceği gibi yurtdışında da evlenebilir. Yurtdışında bulundukları ülkede evliliğin gerçekleşmesi için geçerli olan prosedüre uygun olarak evlenilir. Yabancı uyruklu biriyle yurtdışında evlenen Türk vatandaşının Türk hukuk sisteminde de evli sayılması için evliliğin gerçekleşmesinden itibaren belirli süreler gerekli işlemleri gerçekleştirmesi ve istenen belgeleri yetkili kurumlara ulaştırması gerekir.

 

İki yabancı uyruklu kişinin Türkiye’de evlenmesi bakımından ise iki seçenek vardır. Bu kişiler ya kendi ülke konsolosluklarında evlenebilir ya da konsolosluklarından izin alarak kendi ülkelerindeki evlenmek için gerekli şartları sağlanması ile Türkiye’de Türk evlendirme memurlarının önünde evlenme beyanlarını açıklayarak Türkiye’deki şekil şartlarına uyarak evlenmiş olurlar. Bu evliliklerde asıl olan kendi ülkelerindeki geçerlilikleridir. Evlilik kendi ülke makamlarına bildirilmeli ve kendi ülkelerinde geçerli hale getirilmelidir.

Hukuki anlamda geçerli olan evlilik resmi nikahla gerçekleşen evliliktir. Dini nikahla evlenme insanların dini inanışlarına göre resmi bir dayanağı olmayan kişileri inandıkları din çerçevesinde etkileyen evliliktir. Dini nikahla evlenmeye örnek olarak ülkemizde hakim olan din İslam dinidir. İslamda kadın ve erkeğin evlenmek için dini nikah kıyması gerekir.

Resmi nikahın ardından kıyılan dini nikah Türk hukuk kuralları bakımından uygundur. Geçerli olan evlilik resmi olan nikahtır. Aile hukuku kapsamında uygulanacak hükümler resmi nikah kapsamında geçerlidir. Ancak resmi nikah olmaksızın kıyılan dini nikahın yani evlilik için sadece dini nikahın kıyılmış olmasının hukuki hiçbir anlamı yoktur. Dini nikahla evlenen kadın ve erkek hukuk sisteminde evli gözükmezler, evlilik süreciyle ilgili hiçbir hukuki yola (miras, boşanma, nafaka gibi) başvuramazlar.

Resmi nikah olmaksızın dini nikah kıyılmasının önüne geçebilmek için Türk Ceza Kanununda düzenlendiği üzere aralarında evlenme olmaksızın, evlenmenin dinsel törenini yapan din görevlileri hakkında 2 aydan  6 aya kadar hapis cezası verilir.

Evlenme Engelleri Nelerdir?

Evlenmeye bazı hallerde engel durumlar sözkonusu olabilir.Bazı bulaşıcı hastalıkların bulunması halinde evlenme engeli olabilir.Genel olarak engel durumlar şunlardır;

TMK’nın 129. maddesinde evlenme engeli olan hısımların kimler olduğu sayılmıştır;

-Üstsoy ile altsoy arasında; kardeşler arasında; amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri arasında evlenmek yasaktır.

-Kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile, eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında evlenmek yasaktır.

-Evlât edinen ile evlâtlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında evlenmek yasaktır.

Yeniden evlenmek isteyen kimse, önceki evliliğinin sona ermiş olduğunu ispat etmek zorundadır.Özellikle yutdışı evlilikleri sonrası yapılan boşanmalarda tanıma tenfiz yapılmadan alınan kararlar neticesinde yeni evliliklerin yapılması mümkün değildir.

Gaiplik, bir kimsenin ölüm tehlikesi içinde kaybolması veya kendisinden uzun süre haber alınamaması sonucu kişinin gaipliğine yani kişiliğinin son bulmasına karar verilmesidir. Gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemez. Kaybolanın eşi evliliğin feshini, gaiplik başvurusuyla birlikte veya ayrıca açacağı bir dava ile isteyebilir. Ayrı bir dava ile evliliğin feshi, davacının yerleşim yeri mahkemesinden istenir.

Ayırt etme gücüne sahip olmayan kişiler evlenemez. Kişi sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksunsa bu hükümsüzlük mutlak butlan olurken, sadece evlenme anında ayırt etme gücüne sahip olmama halinde bu hükümsüzlük nisbi butlandır.

 

Akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbî sakınca bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemezler.

Evlenecek kişilerin evlenmeden önce tıbbi muayene yaptırması gerekir. Bu tıbbi muayenenin olumlu sonuçlanması ve diğer gerekli belgelerinde tamamlanmasıyla nikah için evlendirme dairelerine başvurulur. Ancak evlenmeye engel olan bazı hastalıklar mevcuttur. Evlenmeye engel hastalıklar Umumi Hıfzısıhha Kanunun 123. ve 124. maddelerinde sayılmıştır. Bu hastalıklar; frengi belsoğukluğu ve yumuşak şankr gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve cüzzam ile akıl hastalığıdır. Bu hastalıklara sahip olanların evlenmesi yasaktır. Eğer bu hastalıklara sahip kişinin hastalığı tedavi edilebilirse başkalarına sirayet tehlikesi ve hastalığın geçtiğine yönelik doktor raporu alınması halinde evlenme engeli ortadan kalkar.

Verem hastalığı halinde ise nikah 6 ay ertelenir.6 ay sonrasında verem hastası kişi iyileşmezse 6 ay daha süre uzatılır.

AIDS olanlar ve HIV virüsü taşıyanlar için kanunlarda evlenmeye engel bir düzenleme yoktur. Bu virüsü taşıyan kişi ve evlenecekleri kişiye danışmanlık hizmeti sunulur. Gerekli bilgilendirmeler yapılır ve karar kendilerine bırakılır.

Evlilik Sözleşmesi

Türk Medeni Kanununda evlilik sürecinde eşler arasında malların hakimiyeti açısından edinilmiş mallara katılım rejimi geçerlidir. Yani yeni evlenen bir çift evlendikleri andan itibaren edindikleri mallara (araba, ev, arsa, gibi) ortaktır. Ancak taraflar anlaşarak evliliklerinde aralarında geçerli olacak  bir evlilik sözleşmesi yapabilirler.

Evlilik sözleşmesi diğer adıyla mal rejimi sözleşmesi, evlenecek olan çiftlerin evlenmeden önce, evli çiftlerin evlilikleri sırasında oluşturulan evlilik süresince ve evliliğin sona ermesinde durumunda mallarının nasıl yönetileceğinin düzenlendiği, mallar üzerinde tarafların hak ve yükümlülüklerinin neler olacağını ve evlilik sona erdiğinde malların ne şekilde tasfiye edileceğini düzenleyen resmi olarak noterde yapılması gereken sözleşmedir.

Evlilik sözleşmesi kişilerin malları üzerinde önemli sonuçlar doğuracağından sözleşmenin bir avukat tarafından hazırlanması süreç açısından önemlidir.

Türk Medeni Kanununda evlilik sürecinde eşler arasında malların hakimiyeti açısından edinilmiş mallara katılım rejimi geçerli olduğunu belirtmiştik. Yani eşler evlendikleri andan itibaren edindikleri mallar bakımından bu mallar üzerinde ortak söz sahibi olurlar.

Eşlerin evlenmeden önce edinmiş olduğu mallar kişisel mallarıdır. Kişisel mallar evliliğin sona ermesi halinde tasfiye kapsamında olmayacaktır. Ancak evlilik süresince kişisel malların getirdiği gelirler edinilmiş mal olarak kabul edilir. Malların tasfiyesi halinde bu gelirler de tasfiyeye dahil olacaktır. Kişisel malın getirdiği gelire örnek olarak kişinin dükkanını kiraya vermesi halinde kira geliri evlilik süresince edinilmiş mallara dahildir. Evlilik devam ederken kişisel malın satışı halinde yerine geçen değer edinilmiş mal olmaz yine kişisel mal kapsamındadır. Buna örnek olarak evli çiftten kişisel mal kapsamındaki evini satan eşin bu ev yerine aldığı arsa da artık onun kişisel malıdır.

Evlilikte malların paylaşımı, edinilmiş mal, kişisel mal kavramları ve bu malların hesaplamaları biraz karışıktır ve mali olarak çok büyük rakamlar devreye girebilmektedir. Karışıklığın önlenmesi ve mal rejiminde hak kaybına uğramamak için hukuki olarak alınacak yardım kolaylık sağlayacaktır.

Evliliğin kurucu unsurları yani evlenmek için karşılıklı irade beyanlarının memur önünde açıklanmış olması ancak evliliğin sonradan ortadan kalkmasına neden olabilecek eksikliklerin bulunması halinde evlilik iptal edilir.

Peki evliliğin iptali ile boşanmanın farkı nedir?

Boşanma ile eşlerin anlaşamaması veya evliliğin sürdürülemez hale gelmesi durumunda aile birliğinin sonlandırılması için mahkemeye başvurulurken evliliğin iptalinde kişiler resmen evlenmiş ancak evlilik sürecindeki normal şartlarda evliliğe engel olan nedenlerin bulunması halinde evliliğe son verilmesidir.

Evliliğin geçersizliği nedeniyle iptali halinde esas alınan iki durum vardır. Bunlar mutlak butlan ve nisbi butlan halleridir.

Evliliğin geçersizliğinde önemli olan mutlak butlan ve nisbi butlan nedir?

Mutlak butlan, evliliğin kurucu unsurları mevcut ancak kamu düzenini ilgilendirecek ölçüde önemli olan evliliğin geçerlilik şartlarını içermemesi ve evliliğin bu sebeple kesin hükümsüz olmasıdır. Nisbi butlan ise evliliğin sakatlık ve eksikliklerine rağmen evliliğin baştan itibaren geçersiz olmayıp, tarafların  iradesi doğrultusunda sonuçlar doğurmasıdır.

Mutlak butlanda evliliğin geçerliliği imkansız iken nisbi butlanda geçersizliğin giderilmesiyle evlilik devam edebilir.

Mutlak butlan halleri TMK’nın 145. maddesinde düzenlenmiştir;

  • Eşlerden birinin evlenme sırasında evli bulunması evliliğin mutlak butlanla iptali sebebidir.
  • Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması evliliğin mutlak butlanla iptali sebebidir.
  • Eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunması evliliğin mutlak butlanla iptali sebebidir.
  • Eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede hısımlığın bulunması evliliğin mutlak butlanla iptali sebebidir.

Nisbi butlan halleri de Türk Medeni Kanununda düzenlenmiştir;

  • Evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olan eş, evlenmenin iptalini dava edebilir. (TMK m.148)
  • Yanılma halinde aşağıdaki durumlarda eşlerden biri evlenmenin iptalini dava edebilir(TMK m.149):

– Evlenmeyi hiç istemediği veya evlendiği kişiyle evlenmeyi düşünmediği hâlde yanılarak bu evlenmeye razı olmuşsa,

– Eşinde bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez bir duruma sokacak derecede önemli bir nitelikte yanılarak evlenmişse,

  • Aldatma halinde aşağıdaki durumlarda eşlerden biri evlenmenin iptalini dava edebilir(TMK m.150):

– Eşinin namus ve onuru hakkında doğrudan doğruya onun tarafından veya onun bilgisi altında bir başkası tarafından aldatılarak evlenmeye razı olmuşsa, – Davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalık kendisinden gizlenmişse.

  • Korkutma halinde kendisinin veya yakınlarından birinin hayatı, sağlığı veya namus ve onuruna yönelik pek yakın ve ağır bir tehlike ile korkutularak evlenmeye razı edilmiş eş, evlenmenin iptalini dava edebilir (TMK m.151).

Evliliğin iptali davası mutlak butlan veya nisbi butlan sebeplerin bulunması halinde açılır. Evlilik mutlak butlan veya nisbi butlan hangi sebeple iptal davası açılsa da, iptal kararının kesinleşmesine kadar geçerli bir evliliğin hüküm ve sonuçlarını doğurur. Evliliğin iptali kararı geçmişe değil geleceğe yönelik etki eden bir karardır. Yani evlilik içerisindeki süreç geçerli olacak evliliğin iptali ile evlilik son bulmuş olacaktır. Evliliğin iptali kararının ileriye etkili olmasına örnek olarak ilgili kanunda düzenlendiği üzere mahkemece butlanına karar verilen bir evlilikten doğan çocuklar, ana ve baba iyiniyetli olmasalar bile evlilik içinde doğmuş sayılırlar.

Çocuklar ile ana ve baba arasındaki ilişkilere boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.

Evliliğin iptali davası ile ilgili daha detaylı bilgi edinmek için Farah Hukuk internet sayfasındaki Evliliğin İptali Davasımakalesini inceleyebilirsiniz.

EVLİLİĞİN SONA ERMESİ SEBEPLERİ

Evliliğin sona ermesi bazı durumlarda gerçekleşebilir.Bu durumları ayrıntılı değerlendirerek başlık olarak anlatmakta fayda var ;

Evli kişinin cinsiyet değiştirmesi, Türk Medeni Kanununda özel olarak düzenlenmemiştir. Ancak cinsiyetin değişmesi ile aynı cinsiyete sahip iki kişinin birlikteliği gibi bir durum oluşmaktadır. Bu durum yasal değildir. Evlilik sırasında eşlerden birinin cinsiyetinin değişmesi halinde evlilik sona erer. Ancak evliliğin sona ermesi için cinsiyet değişikliği sağlık kurulu raporu ile belgelendirilmeli, cinsiyeti değişen eş nüfus sicilinde düzeltme yapılmasını dava etmeli, bu dava diğer eşe karşı da yöneltilmelidir. Cinsiyet değişikliğine dair kararın kesinleştiği tarihte evlilik başka bir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden son bulur.

Eşlerden birinin gaipliği, eşlerden birinin ölümüne neden olabilecek kuvvetle ihtimal bir olay sonucu kaybolması halinde bu olayın üzerinden en az 1 yıl, eşlerden birinden uzun zamandan beri haber alınamaması halinde bu kişiden en son haber alınan tarihten itibaren 5 yıldır hiç haber alınamamışsa diğer eşin başvuru yapması ve evliliğin feshi davası açması ile mahkeme kararı neticesinde evlilik sonlandırılır.

Eşlerden birinin ölümü, evlilik birliğinin sonlanmasının en doğal halidir. Eşin ölümü ile evlilik kendiliğinden hiçbir yasal işleme gerek kalmaksızın son bulur.

Boşanma, evlilik sürecinde eşlerin anlaşamaması veya evliliğin sürdürülememesi için bazı şartların oluşması (zina, eşe çok kötü muamele,…) halinde dava açılarak mahkeme kararıyla evliliğin sonlandırılmasıdır. Boşanma süreci ve boşanma davası ile ilgili Farah Hukuk internet sayfasındakiBoşanma Davasının Şartları ve Boşanma Davası Çeşitleri makalesine bakabilirsiniz.

Boşandıktan Sonra Tekrar Evlenme Süresi

Boşandıktan sonra tekrar evlenmek için boşanan kadın ve erkek bakımından geçerli olan kurallar farklıdır.

Erkek için boşandıktan sonra beklemesi gereken bir süre yoktur. Erkek boşandıktan sonra istediği zaman tekrar evlenebilir.

Kadın ise evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün geçmedikçe evlenemez. Bu süre bekleme süresi diğer adıyla iddet süresidir. Doğurmakla bu süre biter.

Bu sürenin hakim kararıyla kaldırılması iki halde mümkündür;

  • Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması
  • Evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır.

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz